Labels

Saturday, October 6, 2018

Günışığı Dokuyucusu - Vasiliki Nevrokopli - Yapi Kredi - translation Fulya Kocak


Günışığı Dokuyucusu yeryüzünün her yerini karış karış bilir ve Güneş Postacıları’nı ihtiyacı olan her canlıya günışığı götürmekle görevlendirir. Günışığı umuttur, iyiliktir, cesarettir, yaratıcılıktır, sağlıktır... Her bin yılda bir Günışığı Dokuyucusu görevini devredeceği genç bir Güneş Postacısı seçer. Bütün Güneş Postacıları o gün günışığını kime götüreceklerine kendileri karar vereceklerdir. Kararlarına göre aralarından biri Günışığı Dokuyucusu seçilecektir. Acaba yeni Günışığı Dokuyucusu kim olacak?

...........


Vasiliki Nevrokopli

"Size masal gibi bir şey anlatacağım. Bundan yaklaşık yirmi beş yıl öncesine gitmemiz gerek. O sıralar henüz belki de ürkek bir kuş gibi yazmaya ilk adımlarımı attığım zamanlardı. Bir gün Kyriakos’la çoktan beridir gidip geldiğimiz ve çok sevdiğimiz İstanbul’a yaptığımız bir yolculuk sırasında o büyük ve güzel Pera sokaklarında gezinirken Yapı Kredi Yayınları’nın kitapevine rastladık. Yapı Kredi Yayınları Türkiye’nin sayılı bankalarından biri olmanın yanı sıra kültürel çalışmaları da olan bir kurum; tıpkı bizim MIET gibi. Büyük,çok güzel ve yayınları ve seçkileri nedeniyle insanda büyük bir etki bırakan bir yayınevi. Elbette beni en çok çocuk kitapları konusunda yaptığı yayınlar cezbetti. O zaman Kyriakos’a eğer bir gün gelir de kitaplarım Türkçe olarak yayınlanırsa umarım bu yayınevi tarafından yayınlanır demiştim. Bu dileğimi o günden bu yana her İstanbul seyahatimizde tekrarladım. Bu dileklerimin hangisinde benim düşlerimi gerçeğe çeviren o perinin beni işittiğini bilmiyorum. Yıllar sonra düşüm gerçek oldu. Demek ki bu peri bunca yıl beni hiç terk etmemiş. O andan itibaren benim düşümün gerçek olması için ağlarını örmeye başlamış.
Fulya’yı eğer yanlış anımsamıyorsam üç yıl önce Selanik Kitap Fuarı’nda tanıdım. Bizi kendisine büyük bir minnet borçlu olduğum ve hali hazırda Fulya tarafından Türkçe’ye çevirilmiş kitapları olan Vassilis Papatheodorou tanıştırmıştı. Tanışır tanışmaz sanki birbirimize yldırım aşkıyla tutulmuş gibi olduk. Hayal bile edilemeyecek şekilde el ele kalakaldık. Bir gün geldi ve masallarım Fulya’nın yaşadığı kent olan Ankara’ya uçup gitti. O günden sonra arada sırada mesajlaştık. Ona o her ne kadar hepsini sevdiğini söylemiş olsa da hiç bir zaman hangi masalımın daha çok hoşuna gittiği sormadım.O da bana hangi kitabımı çevirmek için seçtiğini ve bir yayınevine önerdiğini söylemedi. Tıpkı bir bilgeye yaraşır biçimde gizlice ve sessizce çalıştı. Yapı Kredi Yayınları’nın Günışığı Dokuyucusu’nu yayımlamaya karar verdiği zaman bana bu haberi bir mesajla iletti. Bu sırada elbette ki ona belki de benim bile unutmuş olduğum bu yıllar önceki düşümden bahsetmemiştim.
Sevgili çevirmenimin bana bu mesajı ilettiği anda şimdi bile çok canlı hatırladığım gibi kalakaldım. Mesajı, okuduklarımın gerçek olup olmadığını ayırt etmeye çalışarak defalarca okudum. Fulya’nın işinde ne kadar ciddi olduğunu bilmesem bana şaka yaptığını sanabilirdim. Ama bu bir şaka değildi. Öte yandan Fulya, bambaşka bir iş de yapmasına karşın çocuk kitapları için büyük bir özveri ve sevgiyle ve Türkiye’de küçük ya da büyük pek çok yayıneviyle çalışan bie çevirmen. Ama Yapı Kredi Yayınları ile daha önce hiç çalışamamış olmasına karşın bir şekilde bu masalın onlara uygun olduğunu hissetmiş. Bu, benim için sıkı çalışan iyi perilerimin dışında benim ileri görüşlü çevirmenimin de ne kadar sıkı çalıştığının bir kanıtı.
Geri kalan Türk ve Yunan yayınvevlerinin vazifesiydi; yani Livanis ve Yapı Kredi Yayınlarının. Emilia Konteiou’nun çizimleri Yunanistandaki yayında olduğu gibi bire bir korundu. Sayfa düzeninin de bire bir aynı olmasına özen gösterdik.
Bu yayının Türkiye’de gerçekleştiği haberini aldığım sırada Quebek’ten Montreal’e seyahat ediyordum. Aktarma sırasında arabada yanımda konserde kanun çalan Didem vardı. Ona kitabın Türkiye’de yayımlanan kapağını gösterdim ve kitabın ülkesindeki başlığı çok hoşuna giti. Ben de tüm bunlara yanımda Türkçe bilen birisiyle şahit olmaktan oldukça memnundum Bana “Tanıdığım tüm çocuklara bu kitabı armağan edeceğim” dedi.
Artık bu kitap bir düşün ötesinde komşu ülkede ete kemiğe büründü ve gerçek oldu. Bu süreçte benim Yunanistandaki basımda yaptığım ithafların çok da anlamı olmadığına kanaat getirdim. Bu nedenle bu yayın özellikle çok sevdiğimiz bir çift olan Haşmet ve Didem’e ithaf edildi.
Öncelikle Fulya’ya sevgisi ve işbirliği ve kusursuz çalışması için tüm kalbimle teşekkür ederim. Bana ışık oldu, bana çok şey öğretti; ona çok hayranım.
Livanis Yayınlarından Glykeria ve Yapı Kredi Yayınları’ndan Hazel’e de çok teşekkür ederim. Bu süreçte benimle ve Fulya ile son derece nazik ve anlayışlı bir çalışma sergilediler.
Elbette iki komşu ülkeyi biraraya getirmek üzere Günışığı Dokuyucusu’nun kimseye görünmeden gün ışıklarını dokumasına yardımcı olan tatlı perilerime de teşekkürü borç bilirim. Onların Günışığı Dokumacısı’nın büyük annesi olduğunu düşünüyorum…
Tüm ruhumla Türk çocuklarının da Yunan çocukları gibi Günışığı Dokuyucusu’nu çok sevmesini diliyorum…" 

Translation:  Fulya Kocak 


No comments:

Post a Comment

Σχόλια